SOSYAL AĞLAR

Hakkımda...

 
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartın'da:
Doğum tarihi 07.01.1960 yazar.

Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Takazlı Köyü  (köylerin mahalle yapılmasından önce) doğum yeridir.
Elbette doğuştan TRABZONSPOR'ludur.
Öğretmen olan atası çok yer değiştirmiş, o da buna bağlı olarak o da çok okul değiştirmiştir.
İlkokulda 2, Ortaokulda 2, Lisede 3 okul...
Bursa, İstanbul, Trabzon ve Muş...
Bununla övünür ki: MUŞ LİSESİ mezunudur.

Okullarında başarılıdır, ancak çok fazla çalışmayı  sevmemiş, okullar ona hep hafif gelmiştir. Abartılı notlar almak yerine günü kurtarmak hep tercihi olmuştur. Buna rağmen kendisine zaman zaman takdirnameler ve teşekkürnameler vermişler, ama bunlar da hiçbir işine yaramamıştır.

Üniversiteyi bitirmiş, ancak rastlantı olarak seçtiği meslekte hiç mutlu olmamıştır.
Bir sonraki okul da tinini açmamış, çerez niyetine bitmiştir.
Üniversite dönemi Türkiye'nin en zor çağlarından birine denk gelmiş, sıkıntılarını çekmiş, ancak o çağ gençliğinin çektikleri yanında çerez olarak adlandırılabilecek yaşadıklarına hep şükretmiştir.

Sporu sever ama bireysel sporları. Bu işle liseden itibaren epeyce uğraşmış, yapısı ve tini gereği Boks, Taekwondoya, ama asıl kavgaya sevilenmiş, çok zaman harcamış, epeyce üst seviyelerde yer tutmuştur.
Futbol oynayamamış, becerememiş, voleybol ve basketboldan fiziksel yapısı gereği hep uzak durmuştur.
Kayak, dağcılık, paraşüt ise zevkine tutkularıdır.

Askerliği de yine özelliklidir. Eğridir Dağ Komando Okulu ve ardından Kayseri Hava İndirme Tugayı...
Askerde kerelere olaya karışmış, Tanrı'nın kutu ile çok az kıyın ile askerliğini tamamlamıştır. En zor çağları, siyasi mahkemelerinin askerlik döneminde de karşısına çıkmasıdır. Hem kendi açısından hem de çevreye etkisi nedeniyle bu işin de sıkıntıları olmuştur. Tanrı'nın yardımı ile talihi sayesinde yırtmıştır ki aynı durumda olan çok gencin durumu hiç iyi olmamıştır.

Sonra da hiç sevmediği üstelik beceremediği memuriyet...

Biliyordu ki, okuldayken burslu olmasaydı, zorunlu hizmeti bulunmasaydı belki memur olmazdı, olamazdı ki bu gerçekten iyi olurdu. Çünkü çağın istediği, iktidarların sevdiği, amirlerin benimsediği bir memur olamamıştır hiç. Olmayı da asla düşünmemiş, seçmemiştir. Hiç baş eğmediği, kimseye ceket iliklemediği devresince bilinen bir gerçektir. Bunun sonucunda da çok gezmiştir. Bir o yana bir bu yana Türkiye'yi dolanıp durmuş, hiçbir iktidarın sevdiği adam olmamış, o da sürekli karşıtlığı seçmiş, bunun için de hak ettiği yere elbette gelememiştir. Memuriyetini, başladığı unvanla bitirerek üstün bir başarı göstermiştir. (Şaka) Üstelik ne bir kursa ne bir seminere ne de yağlı bir dış geziye aday olabilmiştir.
Bu yapının yararı şu olmuştur: Çok yer gezmiş, çok kişi tanımış, yurdunun her yöresini öğrenmiştir.
Gezmek tutkuyu da aşmış neredeyse gitmediği hiçbir il, suyunu içmediği hiçbir kaynak, manzarasını görmediği dağ, ova, vadi kalmamıştır. Zorunlu atamaların (Sürgün değil) kârı bu olmuştur.
Devletten, aylığı dışında bir ek katkı olmadığı için yurtdışı gezilerini de emekli olduktan sonraya bırakmak zorunda kalmıştır. Bu da onun ayrı bir övünç kaynağıdır.
Uyduruk birkaç yerde, uyduruk idarecilikler yapmış, bozuk olan yerlere atanmış, bilek zoru ile düzeltince, o yerler göze gelince, hemen başkalarına ikram edilmiştir. Bu nedenle ortaya çıkan mağduriyetleri için mahkemeye gitmeyi kendine yedirememiş, koltuk için, makam için asla devleti mahkemeye vermemiş, bu konuda önce hava atan sonra da koltuk gitti, diye mahkemeye koşan yalamalara asla benzememiştir. Kimseye, kendisine yanlış yapması için ikinci bir şans tanınmamıştır. En yakın arkadaşı bile olsa (Ki olmuştur) koltuk ve makam için ona kazık attığında, hemen ilişkiyi kesmiş ve yaşamından çıkarmış, bir daha da selam bile vermemiştir.
Yağcıları, yalakaları her fırsatta, her toplumda bozmak, kırmak en büyük özelliğidir. Bu nedenle dostu her zaman az yağısı da her zaman çok olmuştur. 
Bu bir yaşam biçimidir onun için ve asla değişmemiştir. Kimseyi takmamış, sallamamış, söylenenlere de aldırmamış, yalnızca inandığı doğrularla yaşamıştır.

En iyi bildiği dil, anadili Türkçe'dir. Başka da bir dile gerek duymamıştır. Bilse de bildim dememiştir. Bazı zirzoplar gibi yalnızca "I am" diyebildiği için özgeçmişine "İngilizce bilir" yazan soytarılara, çok gülmüş, aynı yanlışı yapmamak için direnmiştir.

Memuriyetten nefret ettiği beliyken, 2006 yılında, 46 yaşında, günü dolar dolmaz, 25 Yıl 10 gün üzerinden emekli olmuş, böylece kavgalarla geçen memuriyet yaşamına isteyerek ve kutla son vermiştir. En mutlu olduğu günlerden birini de emekli olduğu gün olarak kayda geçmiştir. Ayrılırken, zaman yitirmemek için kimse ile uğurlaşmamış, en yakın dostlarına bile hoşçakalın, dememiş, o ortamın havasını bir saniye daha fazla tüketmek istememiştir.
O günden sonra da işi olmadıkça bir devlet dairesine girmemek için azami dikkat göstermiştir, göstermektedir.

Çok kitap okumuştur. Hep kitap okumuştur. Ne devlet dairesindeki masasından ne de çantasından kitap eksik olmamıştır. Ev taşımalarında en büyük yük hep kitapları olmuştur. Araştırmak, belli bir konuda, özellikle tarihte bilmek en büyük tutkusu olmuştur her zaman. Bunun da yararını görmüştür.

Yazmayı hep sevmiştir. Başarmıştır da.
Okul yaşamı ödüllerle doludur.
İlk ödülünü ilkokul üçüncü sınıfta, bir kompozisyon yarışmasında kazanmıştır.  Sonrasında hep yazmıştır. Durmadan yazmıştır. Makaleler, öyküler, roman ve mesleki yazılar...
Siyasi çalışmaları, sloganları, afiş düzenlemeleri ve projeleri ile kişi, kamu-özel kurum ve kuruluşlara katkılarda bulunmuştur. Bir dönem, kısa bir zaman mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış, köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kuruluşlara yönelik özel çalışmalar yapmış; yazıları, fikirleri ve projeleri ilgililerce değerlendirilmiştir. Pek çok dergi ve kitabın düzenlemesine ve çıkarılmasına katkı sağlamıştır. Tanıtıcı film senaryoları yazmış, bunların hazırlanmasında görevler almıştır.
Durmadan yazmış, bir kıyıya ayırmış, ancak bunları dosya yapıp bir yayınevine götürmeyi uzun bir zaman düşünmemiştir. Aslında "Benim kitabımı basar mısınız?" cümlesini kurmak hoşuna gitmemiştir.
Öyküler ve romanlar yazdığında bile bunu kimselere söylememiş, adeta zamanını beklemiş, bu zaman da askerde dost edindiği  yürekli bir kişinin, kendi yayınevini kurması, bir rastlantı olarak ona kitaplarından söz etmesi, kitap yayınlatması için bir dönüm noktası çağı olmuştur.
Böylece ilk kitabını yayınlama fırsatını 2004 yılında bulmuş, sonra da ardı gelmiştir.
Aynı anda 12 kitabı basılarak belki de bir rekora imza atmış, bu da dikkatleri üzerine, fitne ve dedikodu olarak çekmiştir. ortada iyi bir iş olunca konuşanlar, yine ve hep birlikte konuşmuşlar, ama onun umurunda bile olmamıştır. Kişioğlunun kendisini yaralamasına ve engellemesine imkan vermemek en büyük başarısıdır. Nadanların işi gücü üretenlere, ortaya bir şeyler koyanlara saldırmak olduğundan, o da bunu bildiğinden, hiç takmamış, kimseyi sallamamıştır. 
Durmadan, hiç durmadan çalışarak, durmadan hiç durmadan üretmiştir.
Gökbilge Atsız'ı ve onun savaşımını örnek alarak, Türk tarihinde eserler verdikçe mutlu olmuştur. 


Tarihi romanlarında çok az kurgu kullanmış, kendi tanımı ile "Tarihi roman yazmayı değil, Tarihi romanlaştırmayı" seçmiştir. 

Özellikle bilinmeyen, çok az bilinen  ya da yanlış anlatılan Türk kahramanlarını yazmayı görev edinmiştir. Bunda da başarılı olmuş, ardıdnan gelen gençlere örnek olmanın mutluluğunu yaşamıştır. 


Siyasi romanlarında ise yaşadığı dönemi, bildiği olayları anlatmayı tercih eden yazar bu konuda da objektif olma çabasındadır. Olanlara bir yandan değil de yukarıdan bakma nedeni, yaşananların daha iyi anlaşılmasını sağlamak içindir. Elbette kendi siyasi düşüncesi vardır ve inandıklarını savunmaktan geri durmayacaktır. Zamana, yere ve kişilere hele iktidara göre değişmeyi de takım tutar gibi parti tutmayı da reddetmektedir. Yargılamak, karşıtlık ve her dem inandığı gerçekleri savunmak yazarın özelliğidir.

Türkçü düşüncenin gelişmesi için büyük çaba harcamak da görevi... 


Kitaplarında; Türkçe sözcükleri, özellikle unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş ulu sözcükleri seçmesi ve yaygınlaştırma çabası ile mutludur. Yazar bunu da kendisine görev edinmiştir. Arapça ve Farsça'dan arınmış, yaşayan Türkçe'yi tercih etmektedir.


2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışması’nda, "Alp Er Tunga” isimli tarihi romanı ile "Birincilik ödülü" kazanan yazarın ayrıca tiyatro, hikaye ve makale yarışmalarında çok sayıda ödülleri bulunmaktadır. Ödüllü eserleri değişik kitaplarda yer almıştır.

     Mersin'de yaşayan yazar, eserler vermeyi ve karşıtlığı sürdürmektedir. 
    Çok çalışmakta, yaşamını yalnızca okuma ve yazma üzerine kurgulamakta, zaman zaman yaptığı gezilerinin dışında, sosyal yaşamda yer almayı pek sevmemektedir.

Yazar, Türk tarihini bir bütün olarak görür ve her zerresinden zevk alır. Türk'e olan sevisinin sonucunda Türk'e ait olan ne varsa ona bağlıdır. 

 

www.ahmethaldunterzioglu.com

ahterzioglu@gmail.com


 

      YAYINLANAN ESERLERİ

 


        TARİHİ ROMANLAR

 

      1. OĞUZ KAĞAN DESTANI

 

      2. TANRI'NIN ARMAĞANI OĞUZ KAĞAN

 

      3. GÖK TANRI'NIN ÇOCUKLARI

 

      4. KADİM TÜRK BUDUN KİMMERLER/ KİMMERYA

 

      5. KADİM TÜRK BUDUN KİMMERLER/ BOZKURT ORDUSU

 

      6. KADİM TÜRK BUDUN KİMMERLER/ GÖÇ

 

      7. KADİM TÜRK BUDUN KİMMERLER/KİMMERLER ANADOLU

 

      8. ALP ER TUNGA

 

      9. TOMRİS HAN

 

     10. TEOMAN HAN

 

     11. METE HAN

 

     12. METE HAN'IN OĞLU KİOK HAN

 

     13. HUN KARTAL SAVAŞÇISI

 

     14. ÇOCUK HAN

 

     15. ÇİÇİ HAN

 

     16. ATİLLA

 

     17. BOZKURT DESTANI

 

     18. ALP URUNGU

 

     19. ŞAMAN KIZ

 

     20. KÜR ŞAD

 

     21. GÖKTÜRKLER

 

     22. SELÇUK BEY

 

     23. TUĞRUL VE ÇAĞRI BEYLER

 

     24. ALPARSLAN

 

     25. ALAMUT'UN PİRİ/ HASAN SABBAH

 

     26. ÇAKA BEY

 

     27. CENGİZ HAN

 

     28. MOĞOL

 

     29. EMİR SULTAN

 

     30. EMİR TİMUR

 

     31. HAREM AĞASI

 

     32. KÖSEM SULTAN

 

     33. SULTAN GENÇ OSMAN

 

     34. IV. MURAT

 

     35. ÇANAKKALE SAVAŞI/ KAHRAMANLAR ÇANAKKALE'DE

 

     36. ENVER PAŞA

 

     37. OSMAN BATUR


 


    HİKÂYE


SEVDA ÜZERİNE MEMLEKET HİKÂYELERİ

 



      TARİH ARAŞTIRMA 

 

1. HUNLARIN ÇILGIN TARİHİ/ HUNLAR DA ÇILGINDI

 

2. OSMANLI'DA İKTİDAR KAVGALARI VE HANEDAN İÇİ KIYIMLAR

 

3. OSMANLI'DA ZAFERLER VE FETİHLER

 

4. OSMANLI'DA YENİLGİLER VE HEZİMETLER


5. KAHRAMAN ÇATLI

 


 

ÇOCUKLAR İÇİN RESİMLİ ERDEMLER SERİSİ

 

1. SEYİT ONBAŞI

 

2. KOCA YUSUF

 

3. VECİHİ HÜRKUŞ

 

4. AZİZ SANCAR

 

5. KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

 

6. MİMAR SİNAN

 

7. NENE HATUN

 

8. KARACAOĞLAN

 

9. YARBAY HASAN BEY VE KÖPEĞİ CANBERK

 

10. KAZIM KARABEKİR

 

11. TUĞRUL VE ÇAĞRI BEYLER

 

12. MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

13. ALPARSLAN

 

14. NAİM SÜLEYMANOĞLU


 

 

GENÇ TARİH SERİSİ

 

1. TARİH NEDİR?

 

2. TÜRKLERİN KÖKENİ

 

3. DESTANLARIMIZ

 

4. OĞUZ KAĞAN DESTANI

 

5. GÖÇ DESTANI



 

SİYASİ VE GÜNCEL ROMANLAR

 

1. HÜZÜN

 

2. BAKAN BEY'İ VURDULAR

 

3. GÜLLERİN SOLDUĞU GÜN

 

4. PROVAKATÖR

 

5. BİZİ FIRTINA VURDU

 

6. YALAN KURGUSU

 

7. KOMANDO

 

8. REİSİM ÇATLI

 

9. DARAĞACINDA BİR BOZKURT

 

10. FIRAT'A DESTAN


 

AKSAÇLILAR SERİSİ

 

1. DEVLETİN BEKÇİLERİ

 

2. VURGUN

 

3. SAVAŞ

 

4. OPERASYON

 

5. AV


 

ÇETE SERİSİ

 

1. KÖTÜLERE GEÇİT YOK

 

2. KANSA KAN KİNSE KİN

 

     

     ÇOCUK TİYATROSU

 

      KARINCA KARARINCA

(Gelir İdaresi Başkanlığı 2007 Vergi Konulu Çocuk Oyunu Yarışması İkincilik Ödülü)

 

 



28.01.2014
32959






Benzer Konular

  • AKSAÇLILAR MECLİSİ

    AKSAÇLILAR MECLİSİ - DEVLETİN BEKÇİLERİ   1. VE 2. BASKI Türk Börü Savaşçıları Birliği… Türk’ün asla yok olmayan gizli gücü! Türk[...]

  • METE HAN/ BÜYÜK HUN HAKANI

         5.6.7. VE 8. BASKI    "Hunlar; Gök’ün gururlu çocuklarıdır!” Hunlardan söz ederken, böyle yazmaktadır, eski Çin[...]

  • AKSAÇLILAR MECLİSİ

          1.2. BASKI    Türk Börü Savaşçıları Birliği…Türk’ün asla yok olmayan gizli gücü! Türk töresini uygulamak, devleti,[...]

  • KİOK HAN

    METE HAN’ın oğludur. Hun Budunu yücelten, Büyük Türk Hakanı Mete Han’ın MÖ 174 Yılında ölümü üzerine, Hun Tahtı’na oturmuştur. Büyük Hun[...]