SOSYAL AĞLAR

Nevruz Üzerine Çaresizliğimiz ve Zorlamalar!


Nevruz Farsça türetilmiş bir sözcüktür. Kökeni, aslı, özü Fars Kültürüne dayanır. 
Yazılı olarak tarihe geçisi de Milat çevresi yıllarda (2. Yüzyıl) Pers kaynaklarında anılmasıdır. 
İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü imler.
Yani bir takvimin başlangıcıdır. 
Fars coğrafyasından başlayarak, o çevrede ve oradan Türklerin Anayurdu Ortaasya'ya doğru yayılan bir inanç ve din etkileşiminin destanlarla karışmış yansımasıdır. İslam'dan önceki dinlerle örtüşerek tanımladığımız coğrafyaya yakın bölgelerde yaşayan bütün budunların ortak bir günü durumuna gelmiştir. Bunun da nedeni kültür ve inanç etkileşimidir. 
Sonunda öyle olmuştur ki aslında o bölgede "Baharın doğuşunu, yeniden doğuşu, yeşermeyi, güzelleşmeyi, havların ısınmaya başlamasını, doğanın yeniden uyanışını" temsil eden bu tarih, küçük tarih sapmaları ile bir inanç ve kültür bayramı durumuna yükselmiştir. O bölge ve çevresinde kalmış sonra da zorlamalarla bu yanlara doğru geçişi sağlanmaya çalışılmıştır. 
Dinsel olarak Zerdüşt ve Bahai inançları ile örtüştürülmüştür. 
Bazı budunlar için 21 Mart, bazıları için 22 Marat ve 23 Mart tarihlerine denk gelmektedir.
Bugün yaygın olarak kutlayan budunlar, Afganlar, Arnavutlar, Farslar, Gürcüler, Kürtler, Tacikler ile...
Türk budunlardan, Azeriler, Karapapaklar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler, Zazalar ve bir miktar da Batı Anadolu Türkleri...

Kürtler, köksüz, tarihsiz, destansız budunlardan oldukları için; son on yıllarda, buldukları her şeye dört elle sarıldıkları, bunun için emperyalistler tarafından zorlandıkları, desteklendikleri ve umutlandırıldıkları için Nevruz'a bir başka güçle sarılmak, sahiplenmek durumuna geçmişlerdir. Öyle ki yine zorlamalarla, uydurmalarla Fars Demirci Kawa Destanına sahiplendirilerek Nevruz'a başka bir kültür ve inanç bağı ile bağlanmaları sağlanmış, onlara genelde Pers-Türk coğrafyasının zenginliği olan Nevruz Kültürü zorla yamanmaya çalışılmıştır.

Ne yazık ki zamanla bu etkileşim, kültüre ve desteğe aç Kürt coğrafyasını çok büyük etki altına almış ve garip bir Nevruz sahiplenmesi içinde bu işi bir Kürt bayramı havasına sokma durumu söz konusu olmuştur. En fazla Kürt nüfusu barındıran Türkiye'de de son yirmi otuz yılda Nevruz bir Kürt başkaldırısı imi olarak ortaya çıkmıştır.
Ancak, aciz, yeteneksiz, beceriksiz ve kalitesiz iktidarlar dönemini birbiri ardına yaşayan Türk Devleti yazık ki Nevruz konusunda da tutarsız, anlamsızs, gereksiz, yetersiz vb. davranışlar içine girmiş, Nevruz'a bir sarılmış, bir bırakmış, bir sahiplenmiş, bir terk etmiş, bir tutmuş, bir bırakmış, bir almış, bir salmış ve sonunda ne nane yiyeceğini bilemez bir şekilde galiba bu yılda Kürt kutlamalarını yasaklayarak, geçmiş yıllarda kontrolsüzleşen anlayışına bir gem vurma yoluna girmiştir. 
Nevruz Türk milleti (Anadolu'da yaşayan büyük bir kalabalık) tarafından yazık ki bir rezil Kürt kutlaması, bir başkaldırı ve gövde gösterisi anlamına yükselmiş (Üzerine basa basa yazık ki diyorum) OrtaAsya ve Fars etkisinde kalmış Türk coğrafyasında yüz yıllardır kutlanan BU GÜZEL GELENEK itici, istenmeyen ve hatta nefrete yakın kızgınlıkla beklenen bir duruma yükselmiştir. Bunu hainler başarmışlar, bu yönümüz ile bizim Diğer Türk coğrafyasından ayrılmamıza da neden olmuşlardır. 
Nevruz'un Türk acunundaki karşılığı BAHAR BAYRAMI'dır.
Bugün yüz binlerce Türk kanlı budun bu bayramı, hangi gerekçe ile olursa olsun, bir bayram olarak kutlamakta ve baharı karşılamaktadır. Bu nedenle biz Nevruz'u atamayız. Yok sayamayız. İlgisiz kalamayız. Kırgız'ın. Özbek'in, Kazak'ın, Azerbaycan Türkü'nün kutladığı bu bayrama kayıtsız da kalamayız. 
Onun kendine has özümsenmiş kutlama şekillerine yaban gözle bakamayız. 
Hainler, şerefsizler, yüzünden biraz kırgın ve alınganız. Biraz tedirgin ve soğuğuz ancak büyük bir Türk coğrafyasının sahiplendiği bir bayramı unutamayız. Görmezden gelemeyiz. Yok sayamayız.
Ancak...
İçinde bulunduğumuz ve neredeyse bizi özümüze soğuk davranmaya iten ve bayram kutlamaktan, sevinmekten uzak tutan bu yapı nedeni ile de ne yapacağımızı bilmez bir durumda olduğumuz gerçeği de ortadadır.
O halde fazla abartıya da giremeyiz.
Öyle kıravatlı bürokrat bozuntularının, yüzlerinde anlamsız gülümsemelerle, godoşça hareketlerle ateşin üzerinden zıplama kompleksine de sempati ile bakamıyoruz. Çünkü rezil, çaresiz, beceriksiz iktidarlar Nevruz Bayramı karşısında kıvırtgan davranışlarda bulunarak bizi iki arada bir derede bırakmıştır. 
Bugün bu anlamsızlık Tarihsel Türk Bayramlarından biri durumuna yükselen Nevruz'un anlamsızca ve salakça yasaklanmasına kadar ulaşmıştır. 
Hayır, Türk coğrafyasının, Türk budunların kutladığı bir bayramı yasaklayamazsınız. Engelleyemezsiniz. Dün kutlama için çağsız zorlamalarda bulunurken bugün polis desteği ile kaldıramazsınız.

Ben çaresiz durumda kalan ve düşüncelerinde yorgunluğa düşen Türkçü kanlarıma şunu hatırlatıyorum:
En büyük Türk kahramanlarından, bilinen ilk büyük Türk destanını yaratan ve adlandıran Büyük Saka Türk'ü, Büyük Saka Hanı atamız ALP ER TUNGA, NEVRUZ'u coşku ile kutlardı.
Biz onun izindeyiz.
Biz onu yolundan ayrılamayız.
Öyleyse...
TÜRK NEVRUZ'U KUTLU OLSUN (Başkasından bana ne?)
Nevruz nasıl kutlanıyorsa bin yıllardır, yine öyle kutlansın. Yasaklayanların da karakterine tüküreyim, buna neden olan kansızların da...

Şunu da belirtelim:
Nevruz'un Ergenekon'dan çıkışla ya da başka bir Türk destanı ile ilgisi yoktur. Zaten coğrafyaları, tarihsel gelişimleri de farklıdır. Bu nedenle saçma sapan, uyduruk, kendimize göre yorumlarda ve zorlamalarda bulunmayalım. Gereksizdir, saçmadır ve asla dayanağı yoktur. Bu tip zorlamalar komik olur ve havada kalır. Ergenekon'dan çıkış başka iştir, Nevruz başka iştir. Farsça kökenli bir sözcükle Öz be öz Türk olan Ergenekon nasıl bir araya gelsin a uydurmacılar!!!



17.03.2016
1207






Benzer Konular

Yorum Yap

İsim: E-Posta: Mesajınız: