SOSYAL AĞLAR

KÜLTÜR KİRLENMESİ

Kültür, bin yılların bugüne yansıyan işlevidir.
Gen hafızalarına kazınmış ve gerekçelerle süslenmiş...
Kültür, kişisel ve toplum yaşantısına ait her şeyi kapsayan bir bütünlüktür. Birbirine bağlı etkileşimler ve davranışlar tamlamasıdır. Bir ulusu ulus yapan tartışılmaz önceliktir.
Kültürün bir o yöne bir bu yönü yoktur.
Kültür ulusaldır. Evrene uyarlanmış bir kimlik kartı, bir tanıtımdır. 
Kültür, yıkılmaması gereken bir güzellikler anıtıdır. Elbette çağdaş etkileşimler nedeni ile değişimlere uğrar. Ancak bu değişimler bile olumlu ve geliştirci olmalıdır. 
Kültür, budunun, ulusun yönetimindedir, ancak yönetenlerin, ana yöneten olan devletin gözetinde geliştirilmeli ve aydın bir gelecek tanımlı güzelliklerle desteklenmelidir. İyi olan ve güzel olan sürekli öne çıkarılmalı, artık geleceği olmayan, çağ dışı kalmış olanlarsa yaptırımlarla ayıklanmalıdır. 
Türk kültürü, kadim bir ulus olmamızın etkisi ile çok derin ve etkilidir. Üstelik güzeldir, renklidir. Çok çeşitli inanç sistemlerini içinde barındırdığı için daha bir çeşitlenmiştir. Üstelik yaygın ve etkindir. Her yerde tanınır ve bilinir. Türk'ü tanıtan en önemli özelliktir. 
Türk kültürü içinde Türk güzeldir, sevilir, sayılır. 
Türk kültürünün ana ögelerinden olan ve bütün acunda bilinen bazı özelliklere göz atalım. Yaygın kabuller ışığında, acuna aydınlık veren değerlerimizi hatırlayalım.
 
Konukseverlik, Türk kültürünün değişmez, unutulmaz ve yaşayan en büyük güzelliklerindendir. Eşi, benzeri başka hiçbir budunda yoktur. 
Yoksula yardım, düşkünün elinden tutmak, kapısına geleni doyurmak da diğer uluslardan bizi ayıran güzel kültür ögelerimizdendir.
Türk, kapısına aç geleni doyurmadan, susuz gelenin susuzluğunu gidermeden göndermez. 
Türk, koruyucudur. Türk esirgeyicidir. 
Türk, kadim çağlardan beri pek çok ulusun yaşamasının, varlıkta kalmasının ve bugünlere ulaşmasının, onların dinleri ile dilleri ile kültürleri ile sürmesinin garantisidir. Bunu bir Tanrı buyruğu olarak kabul eder Türk. Geçip geldiği coğrafyalarda hiçbir budunu silmemiş, yok etmemiş, ortadan kaldırmamış, ezmemiş ve bitirmemiştir. Ona Tanrı tarafından verilen koruma, benimseme ve yönetme görevini hakkı ile yerine getirmiştir. 
Türk, bütün inançlara saygılıdır. Hiçbiri inancı kötülemez, aşağılamaz, alay etmez, yok etmeye dönük davranışlarda bulunmaz. Hatta seçerek özellikler alır içinden. Kendine mal eder. Kültürünün ögesi yapar. Acunu yönetmek üzere yaratılmış ve görevlendirilmiş bir ulusa da bu yakışır.
Türk, hiçbir çağda yok edici, katliamcı, işkenceci, sömürücü olmamıştır. Toprak yok edici, kıyıcı, bitirici olmamıştır. Hep koruyucu, yönetici, seven, anlayan, özgürlükçü bir yapıda olmuştu ki bunu da acuna, pek çok ulusa öğretmiştir. Türk, bu yüzyılın zorlamalı insancıllığının asıl sahibi ve imcisidir. Türk en kadim çağlardaki davranışlarında bile bugünkü acunun varmaya çalıştığı insancıllığa örnek teşkil eder.
Katliamcı budunlara karşı bile anlayışlı davranmış, onları adam etmiştir. Acunun en acımasız uluslarından olan Moğolları Türkleştiren yapı asıl budur. Onların katliamcı kültürünü Türk kültürü yok etmiş ve onlara yönetmeyi Türk kültürü öğretmiştir. 
Türk, yalnızca hainlere karşı, içinden çıkan ya da dışarıda beslenen hainlere karşı acımsız olmuştur. Bir de yurduna, devletine, bütünlüğüne göz dikenlere karşı...
İşte o zaman durdurulamaz, engellenemez ve asla yenilmez.
O zaman bile yine insanlık değerleri sınırını aşmamıştır. Bunu yazar en eski tarihi kaynaklar. 
Örneğin, Mete Tanhu, kendisinden yurt toprağı isteyen Tung-hulara karşı (Bugün, Moğolların en eski ataları sayılan budun) öylesine acımsız olmuştur ki, onları yurtlarından etmiş, sürmüş, ancak kadınlarına, çocuklarına kıymamıştır. Çin kaynakları o çağı anlatırken aynen şöyle yazar: "Kadınlarını, çocuklarını aldı... Yani yok etmedi. Öldürmedi. Aldı.
Bugün, geçmişe dayanarak savunabildiğimiz, örneklerle aleyhimize konuşanları susturduğumuz en büyük dayanağımız işte böylesine bize ait davranışlardır. 
Türk, Türkçülüğü, Turancılığı bile başka ulusları aşağılayarak, küçümseyerek, varlıklarını ve kültürlerini yok etmeye dönük yöntemler önererek yapmaz. Kendisine yapılan en kötü hareketlerin sonrasında bile savaş alanlarında kazandığı büyük utkulardan sonra bile bağışlayıcı olmuştur. Büyük önderimiz Atatürk'ün denize döktüğü Yunanlılarla, daha sonra dostane ilişkiler geliştirme çabası, Yurtta Sulh, Dünyada Sulh, özdeyişinin anlatısı da budur. 
Türk çevre dostudur. Yaşadığı çevreyi, içindeki canlılarla birlikte sever.
Kadim Türklerin en önemli sporu, en önemli eğitim yöntemi olan av konusunda bile ne denli hassas olduklarını, hayvanların üreme çağında asla av yapmayarak doğanın kendi dengeleri içinde var olmasını sağladığı yine kaynaklarda yazar.
Türk, insanları ve kültürleri sayıp kolladığı gibi, doğayı da bir bütün olarak kollar, korur. Bu onun genlerine kazınmış en büyük üstünlüktür.
tarih boyunca pek çok millet, Türk'ün koruyucu kanatları altında yaşamış ve palazlanmış, bugünlere ulaşmıştır. Kimi zaman ihanetlerle kirlense de Türk bu anlayışından asla vazgeçmemiştir. Vatanlarından kovulanların, kaçmak zorunda kalanların, zalim yöneticileri tarafından ezilenlerin, dini baskılar altında inleyenlerin tek çözümü ve başvurdukları yer, Türk olmuştur.
Bu gerçek asla değiştirilemez. Türk'ün koruyucu, kollayıcı özelliğinin yerini başka bir kirletilmiş davranış alamaz. 

Bu gerçekleri göre göre, acunda, "Beşinci kol uygulamaları" adı verilen kültür yozlaştırıcı, yıkıcı ve kirletici etkilere karşı, çok dikkatli olmalıdır Türk. Kendisini var eden, kendisini anlatan kültür ögelerini savunmalı, direnmeli ve olduğu gibi kalmalıdır.
Dün bu konudaki en büyük yıpratıcı öge televizyondu. Bugün onun yerini sosyal medya denilen kontrolsüz etkileşim sistemi almıştır. Sosyal medya denilen yeni kültür katili, bize ait en güzel özellikleri yok etmek için büyük çaba halindedir. Bu çaba içinde elbette Türk yağısı güçlerin, Türk'ü bozmak ve değiştirmek isteyen rezil kültürlerin etkisi vardır. 
Hele ki içimize sızma girişimleri eskiden büyüklerimiz tarafından sopa ile dayak ile ve hatta silah ile bastırılan, yol edilmesi için buyruklar verilen ve her zaman dikkatli olmamız konusunda uyarıldığımız "Nazi kalıntısı bir avuç şerefsizin, Hitler bozuntusu bir kaç uyuz korkağın" sürekli olarak kışkırttığı, asla bize ait olmayan, asla bizi anlatmayan, asla bizi gözetmeyen" yapı, bugünlerde sürekli olarak kışkırtıcı, aşağılık linç ve katliam duygularını kaşıyan bir etki alanı kurmaya çalışması karşısında  çok dikkatli olmalıyız. Nazi imleri ile gösterilere soyunan, aslında en korkak, en adi, en aciz kimlikleri taşıyan ve kışkırtma dışında hiçbir becerisi olmayan bu zavallılar, Türklük adına katliam ve yok etme çağrıları yağacak, kadınların, kızların, çocukların ve hatta kundaktaki bebelerin yok edilmesi gerektiğini haykıracak kadar rezildirler. Gerekçeleri de bugün yaşanan olaylardır. 
Bu ulus yakın tarihinde, benzer kışkırtmalar nedeni ile acı katliamlar yaşamış, bugün hâlâ bunların acısını ve utancını yaşamaktadır. Hâlâ açıklanmayan etkilerle kardeş kanının akıtıldığı, inanç-mezhep ayrışımı etkisi ile kanadığı günleri asla unutamaz. Bu acı sayfalar, tarihimizin en yaşanmaması gereken zamanları olarak kayda geçmiştir. Yinelenmemesi için büyük bir çaba ve uyanıklık içinde olmamız kaçınılmazdır. İnsanların yalnızca inançları için katledilmeleri Türk'ün asla kabul etmeyeceği, tarihinde izi bile bulunmayan bir davranıştır.
Katliam ve linç kültürü Türk'ün kültürü değildir. Hiç olmamıştır, olmayacaktır. Hele birlikte yaşadığı, kapılarını açıp sığınmalarını sağladığı, koruyup kolladığı, yönettiği budunlar için böyle bir düşünce asla Türk'ün düşüncesi değildir.
Dün inanç ve mezhep kışkırtıcıları vardı.
Bugün ise kapısına sığınan, onun korumasına muhtaç, yurtsuz kalmış çaresiz kişilere karşı bir çağrı...
Bu yapıya destek verenler, Türk kültürünün ana ögelerini kirletmeye çalışanlar dost değildir. 
Türk, hiç değildir. 
Katliam ve aşağılama, yok etme çağrıları yapan kişiler, emperyalist ülkelerin ajanlarıdır. Bize ait güzellikleri, kültürümüze ait değerleri kirletmeye çalışan, bunun içinde medyayı, sosyal medyayı kullanan aşağılık yaratıklar, Türk'ün kötü görünmesini isteyen Beşinci Kol üyeleridir. 
Biz, insanlığımızla, insancıllığımızla Türk'üz.
Konukseverliğimizle, korumamızla, açı doyurmamızla, muhtacı kollamamızla Türk'ün.
Bize ait bu güzel kültürün yok edilmesine hiçbir gerekçe altında asla izin vermeyiz, veremeyiz.
Kancık, korkak, rezil katliam ve linç çağrılarına, kışkırtıcı yazılara, uydurma duyumlara, kasıtlı haberlere asla meydan vermeyiz, inanmayız. Öz kültürümüzün, bizi biz yapan değerlerimizin hiçbirinden vazgeçmeyiz. 
Sosyal medyayı kullanarak katliam ve linç çağrıları yapan bir kaç baldırı çıplak Nazi köpeğine gereken ders elbette gerekenler tarafından verilecektir. Türk'ün kültürünü, inançlarından gelen güzellikleri kirletmeye çalışan bu yapı ezilecek ve silinecektir. Bir kaç katliamcı, linççi rezilin sözleri elbette yerini bulmayacak, tutmayacak ve gerektiğince cezalandırılacaktır. 
Türk adına Türk'ten başkası karar veremez. Nesebi belirsiz kişiler, kurumlar Türk'ün asil kültürünü kirletemez. 
Türk, düşkünü, yoksulu, acı, susuzu, yurtsuzu, zavallıyı korur, kollar ve onlara yardım eder. İçinden çıkan hainleri ve yapıları ise ezer ve yok eder. Bu ikisi arasındaki ayırımı iyi yapar ve asla birbiri ile karıştırmaz.

Türk ol, Türk'çe davran!
Asil kültürünün kirlenmesine asla izin verme!
Bir avuç Nazi bozuntusunun oyununa gelme. Onları, güçlü düşünce sistemin içinde boğ. Yok et. 



20.03.2016
755






Benzer Konular

Yorum Yap

İsim: E-Posta: Mesajınız: