SOSYAL AĞLAR

Rahmetli Çetin Vural’a Yır’ımdır!

 

Bir kaç gün geçti.

Duygularım ancak oturdu yerine.

… ve kabulüm yerini buldu ancak!

Düğüm düğüm boğazımda söylemek istediklerim…
Elim varsın, ki varmıyordu, bir kaç gün bekledim!

 

Ne kadar sözü edilse de…
Ne kadar haberlensek de…

Yine de bir umut! Belki yanlıştır diye…

Yok!

Acı gerçek, en gerçek, gerçek!
Çetin Vural gitti.

Kabul etmekten gayrı ne çare, ne çözüm!

 

Çetin Vural…

Adını çok kimsenin bilmediği,

Anmadığı…

Duymadığı…

Bir erlik abidesi!

Bir yürek!

Bir koca adam ki…

 

Çile neymiş, çile çektim diyenlere…

Bir anlık of üfürmesi bile değilken…

On bir koca yılını yediler.

Hayatından on bir koca yılı aldılar!

Hiç yere!

Başkasının işlediği suçu onun üzerine yıktılar.
Olmayan adalet bir kez daha gereğini yaptı!
Hoş, bilinen, tanınan zanlının, ortaya çıkıp, "Ben yaptım!” demesi de beklenirdi ya!

Çetin Vural’ın susarak gösterdiği mertliği, asıl işi yapanın, "Ben yaptım!” diye seslenip, suçsuz bir insanın boş yere hüküm giymesini engellemesi beklenirdi ya!

Nerede?
Kimisi, bu dünyanın hükmüne inanır yalnızca. Öbür dünyaya da inanır görünür.

İş burada bitti sanır!

On bir günahsız yılın hesabını düşünmez!

Yanına kalacak sanır!

Üstelik Allah’a inanır…

Susar!

Başkasının yanmasına izin verir.

 

Zaman o zamandı.
Çetin Vural sustu!

Bilen, bilmeyen, herkes sustu.

On bir yılı gitti Çetin Vural’ın.

Bozkurt gibi yattı, çekti, çürüttü gençliğini zindanlarda.

Bir gün şikayet etmedi.

Bir gün isyan etmedi.

Bir tek gün suçlamadı, yerine yattığı kişiyi.

Bir tek kez adını seslemedi!

 

O öylesi büyük bir erdi!

Bir hiç için on bir koca yılını verdi!

 

Zamanı, zamanında anlamak gerek!
Zamanı, zamanı ile değerlendirmek gerek.

Bu zamandan bakıp da o zamanları anlayabilmek ne mümkün?

Yiğitliği, Türk Dil Kurumu’nun büyük sözlüğünde bir sözcüğün karşılığı olarak, bir tanımlama olarak öğrenenler, Çetin Vural’ın fedakarlığını anlayamazlar. Çaksan girmez kafalarına. Yiğit susmaların, tevekkülün, çileye eyvallahın anlamını anlayabilmek için, onun gibi düşünmek, onun gibi duymak, hissetmek, inanmak gerekir.

Kahramanlık gerekir!

 

Bazıları KAHRAMAN doğar!

Bazıları yiğit!

 

Zamane bebelerine açıklamakta zorlanırız.

Hatta, o zamanları aşıp, bu zamanlarda, makamın, cukkanın, koltuğun tadına varanlar da bir tuhaf olmuşlar ya…
Onlar da bugün…

Boş verelim!

 

Çetin Vural, acımadı yıllarını feda ederken; Ne kendine, ne yaşayamadığı yıllarına!

Acımadı!

Acınmasını da istemedi.

 

Bakının sağa sola!
Kimisi yattığı üç beş yıl için durmadan bağırır, çağırır. Durmadan lanetler yağdırır sağa sola. Hesap sorar! Acındırır! Yüklenir! Dilenir!

Haklıdır da…

 

Susmak, vakar, bir değişik hak!

Çile çekip susmak…

Eğer anlamak istersen…
Dünyaya Çetin’ce bak!

Mümkünse…


Çetin Vural’ın sesini bile duymadınız.

Kimse duymadı!

Ne içerde iken, ne çıkınca, ne sonrasında…

Ne hastalandığında, ne…

Ne?

Bir tek sözle dahi işittirmedi.
İma bile etmedi.

 

Allah için söylemek gerek!
Bir kaç yakın, yürekli kandaşı olmasaydı.
Başta Sadık Reis!

Varlığını unutur giderdik.

Duymazdık çektiklerini.

Bilmezdik!

Acılarını, hastalanmasını ve hatta ölümünü!
Vallahi duymazdık.
Umursamazdık da…

 

Onu anlayan, yürekten seven, her zaman yanında olan bir kaç kandaşı…
Başta Sadık Reis…

Helal olsun sana Sadık Reis!
Kandaşlık anca bu kadar olur!

Bizim yapamadıklarımızı yapansın.
Kim ne derse desin, sana helal olsun!

 

Hoş, unutulmak, aranmamak Çetin Vural’ın çok da umurundaydı.
"Ulan ben on bir yılımı bir sus payına feda etmişim!

Bu hayatın ta…”

Havalarında…

 

Ey koca adam!

Ey yürekli yiğit!

Ey Gaziantep’in adsızlığa kendini adamış kahramanı.
Ey Ülkücülüğün kitabını yazan Türk!

Ey baba, ey can, ey kandaş, ey ülküdaş!

Ey sessiz çığlığın abidesi!

Ey canların en yüreklisi!
Ey samimi, ey yalın!

 

"Ben gidiyorum kandaşlarrrrrrrr!

Hoşça kalın!”

 

Tadımlıktı bu hayat be Çetin!

Sen tadını alamadın!

Ama bize çok büyük bir tat bıraktın!

Anılarımız sağlam seninle ilgili!
Çünkü sen sağlamdın!

 

Baştan ayağa adamdın bozkurdum…
Adamsın!

 

Yaşayacaktır adın ama biliyorum o bile senin umurunda olmaz!

Ad almış bir yiğit, adıyla var olmuş bir yiğit, adından başkasını umursamaz!

Tut ki iki gün önce, tut ki iki gün sonra…
Tut ki hiç!

Tut ki hep!

Tut ki yıllar yılları kovaladı!

Tut ki sen kaçırdın birileri yakaladı!

Tut ki varlıklarda, yokluklarda…

Tut ki ha bu yanda ha o yanda!

 

Erliğine tanığız, vallah billah!

Biz değerince değer veremedik sana…
Cennetiyle onurlandırsın seni Allah…

Ki hakkındır!

Söz dahi ulu Hakkındır.

 

Değmezdi dünya yaşamaya, sen de değmeyeceğini bilerek değer vermedin gözüm!

 

Elimden buncası ancak gelir, bu kutlu yır senin için…

Bu yır senin için…

Ancak bu kadara yetiyor kalemim.

Buncacıktır sözüm!

 

Var git huzur içinde uyu!

Dünya aynı puşt dünya!

Sensiz kaldığına o yansın!

 

Adamdın Çetin Vural…
Erdin, bozkurttun, kahramandın.

 

DESTANSIN!

Hep adamsın!



29.01.2015
2367






Benzer Konular

  • EMİRGAN

    EMİRGAN adı nereden gelir? Sultan IV Murat ilk İran seferinde... Revan (Bugünkü Erivan) kuşatılmış. Revan kalesini İranlı Emirguneoğlu Tahmasb[...]

  • VARVAR ALİ PAŞA

    Sultan İbrahim zamanı... Tarihlere Deli İbrahim diye geçen zat... Padişah gemi azıya almış. Sefahatin zirvesinde. Öyle ki en büyük tutkusu hatun,[...]

  • CENGİZ ALDEMİR’İN ARDINDAN…

                                       [...]

  • MOĞOLLAR VE TATARLARIN BİRBİRLERİ OLAN İLGİSİ NEDİR?

        Moğolların fetih ve egemenlik yöntemi tartışılmayacak kadar basit ve ilkeldi. Cengiz Han, kalabalık ordusu ile bir kente[...]

  • AKINCI OCAĞI NASIL SÖNDÜ?

    Padişah III. Mehmet zamanı...   Serdar Koca Sinan Paşa Bükreş'e girmiş ardından Tergonişte'ye geçmiş... Sonra tekrar Bükreş'e gelip orada on[...]

  • ATSIZ’IN ROMANLARI ASLINDA NEYDİ?

     Elbette kutlu bilgenin romanlarını yorumlamanın, onun ulaşılmaz düşlerini romanlarından yola çıkarak anlatmanın zorluğunun farkındayım.  [...]

  • NECDET SEVİNÇ

    Efsane kişileri yazmak zordur. Özel bir yazı kolaylığı geliştirilememiştir onlar için. Keşke ben yapabilseydim!   Durup dururken destan[...]

  • KÜR ŞAD HAKKINDA

    Nihal Atsız Hoca’nın Türk Milleti’ne kazandırdığı, tanıttığı, unutulmaz kıldığı bir isimdir. Bugün pek çok çocuğun, gencin, büyüğün ad ya da unvan[...]

  • HUN HAKANI HUVEİ HAN’IN ÇİN ELÇİSİNE VERDİĞİ CEZA!

      Henüz düşülmemiş tarihler MÖ 114 yılını işaret ediyordu. Ulu Hun Hakanı İçisiye Tanhu uçmağa varmış, yerine oğlu Huvei Tanhu oturmuştu, altın[...]

  • BAGATIR KULİ ÇUR

                    Not: Adını bilmediğimiz Türk kahramanlarının anısına, yiğit Suat Ezirmik ağabeyime[...]

  • İstanbul Türk olana dek kaç kez kuşatıldı?

              Ah İstanbul ah! Değerini bilemediğimiz, tüketmek için asırlardır çabaladığımız güzel kent. Biz, bizim olduğun[...]

  • TARİH VE BİLGİ...

                          Zamanım çok kısıtlı. Yapmak dilediklerimi, yapabilmek için[...]

  • DUBAİ

                                 Zaman zaman yaptığım gezilerimden birinde,[...]

  • "AHMET ALKANAT” HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTU

        Ahmet Alkanat, Süleyman Yüce, Ahmet Haldun Terzioğlu              SINIFTA ÜÇ ÜLKÜCÜYDÜK... [...]

  • “ŞEHİT ÜSTEĞMEN, İZZETTİN POLAT”

                            Size hüzünlü, gerçek bir hikâye anlatacağım! [...]

  • DOSTUM, İYİ İNSAN, “NECDET KURU”

                                             [...]

Yorum Yap

İsim: E-Posta: Mesajınız: