SOSYAL AĞLAR

Ali Devrim Hoca’mın ardından...

Ali Devrim Hoca’mın ardından...

Ali Hoca’m!


Senin gibi kutlu ve gerçek değerleri; özü sağlam, sözü er, yüreği pek, yiğit kişileri biz biliyoruz ya, bir de bildiğimiz, bilebildiğimiz için ne denli mutluyuz, ne denli gururluyuz, anlatabilsek bilmeyenlere...


Sözcükler yetse...

Sözcükler yetmez!
Acunun en kadim dili Türkçe bile...

Ah Türkçem!

Savaş dili olduğun kesin de işte böyle çağlarda, böylesi durumlarda, duygu dili yükünü de yeterince taşıyaydın içinde.

Beni böyle sıkıntılara koymayaydın!

Düşüreydim yüreğimdeki acıyı sözcük sözcük.


Sözcükler...

Sözcükler yetmiyor!

Yitirdiğimiz öylesine büyük bir değer ki!

 

Bolluk dengeleri erk sahibinden yana şenlenince...
Ödüller, madalyalar, kupalar havada uçuşunca, birilerinin avcılığı ile sahiplenilince...

Asıl hak edenlere, asıl emek sahiplerine hiçbir şey yapamadığımızı düşünüp...
Kargış ediyoruz!

 

Ödül!
Senin yüreğin bile bir başına ödüldü Ali Devrim Hoca’m!
Onu kazananlar, onda yer alanlar...
Onu verdiklerin...

Bizim sana ödülümüz de sana kut sunmak olsun!

 

Ah Ali Devrim Hoca’m!

 

Sessizliğin; devasa yüreğinden çıkan;  aynı duygularla bir olduğumuz için bizim duyduğumuz, duyabildiğimiz haykırışlarını gizlemek içindi bilirdik.

Gücünün son dozlarını bile Turan ve Türkçülük yolunda harcamaya ettiğin gizli andı da bilirdik.

 

Yolunu, bu kutlu ülkünün çizgileri ile çizmiştin.

Ülkünü, kutlu emeğinle belirlemiştin.

Emeğini, bir ışık daha yakarım, umuduyla süslemiştin.

Süslerin, öğrencilerindi.

O, yüreklerine Türklük sevisi ektiğin öğrencilerin.

O, umutlarını Turan ile yücelten, ardılı olmayan düş sınırlarını çizen öğrencilerin.

 

Ey Ali Devrim Hoca’m!

 

Ne uludur ki yoldaşlık edebildik seninle.

Ne uludur ki konuşabildik, dertleşebildik.

Düş acununda şiirler okuduk en gür sesimizle.

Turan ülküsünün gerçekliğine tutunabildik.

Konuşabildik, düşünebildik, tartışabildik.

Gülebildik, ağlayabildik.

 

Şimdi, gidişinle ağlattın ya!

Sana kızayım mı, küseyim mi bilemiyorum!

Gülmek istiyorum, seni gülerek yolcu etmek istiyorum. Hüzün ağır basıyor, gülemiyorum!

Ölümü yalancı kılan anlayışı öncüllediğimiz için...

Aslında ölüme inanmadığımız için...

Üstelik, ülküsüz bir yaşamı hiçlediğimiz için...

 

Hey Ali Devrim Hoca’m!

 

En zoru kavga etmek, kavga etmeyi bilmektir.

En zoru, bunca Türk yağısının arasında, Türklük için emek verebilmektir.

En zoru, en zoru kişi yetiştirmektir.

En zoru, en zoru, geride benzer ufukları taşıyan ülkülü kişiler bırakabilmektir.

Onlarla, var olmanın kutu sürecektir çünkü.

Onlarla, kutlu davalar kalacak, ölmeyecektir çünkü.

Onlarla, adın yaşayacaktır çünkü.

Onlarla...

 

Bilinmeyen, beklenmeyen zamanda çıkınca yolculuğa, bir daha geri dönmemecesine, acılar içinde koyunca yürekleri, anıların kalınca geride, bir kutlu ad olarak seslenildiğinde senin adınla...

Onlarla, kalmayı sürdürdüğün açık olacak çünkü.

İnadına gitmediğin, kaldığın belli olacak çünkü.

 

Dostum Ali  Devrim Hoca’m!

 

Savaşçıydın, en ön saflarda savaşan kutlu kadim erler gibi. Elinde kalemin vardı ya nice kargılardan daha etkili.

Atlanmıştın bilgi ile.

Haykırışın kutlu davan için, sevgi ile.

Tanrı dağlarının kutlu sessizliğini özlerdin, dağ gibi yüreğinle...

Ak ile kandaş olmuş saçlarının gölgelediği bakışların, derin anlamlar aşılardı öğrencilerine.

Mutlu olduğun anlarda gülümserken bile, düşünceler içinde olduğun nasıl da belli olurdu. Kutlu dava erlerinin genel özellikleri içinde, "Ben o kadar gülemem. Türklük hak ettiğince yükselmeden kahkahalarım çınlatmaz acunu” anlayışını sergilerdin.

Sessiz, sessiz gülümserdin!

 

Türkçü Ali Devrim Hoca’m!

 

Kimileri için sözde kalırken atalık, büyüklük; sen kutlu bir oğuşun sahibiydin. Geride bozkurt bir oğlan, konçuy tinli kızlarınla ve yazık ki sensizliğe terk ettiğin hatununla, yaşadığın kısacık yaşamın her anının değerini verdiğini, hakkını verdiğini kanıtladın. En önemli görevini yaptın.

Uslarına ilmek ilmek Türkçülük ördüğün gencecik kişiler, turan düşüne ortak ettiğin nice yürekler, emeğinin karşılığı olarak ardınca birer bayrak olup yükselecekler.

Sen onlarla bir, sen onların yüreğinde, tininde, onların da senden aldıkları güçle geleceğe taşıyacağı  tutsuğunun varlığı acun durdukça sürecek. Kişilerin ölümlü, düşüncelerin ve ülkülerin ölümsüz olduğu gerçeği bir kez daha kabul görecek.

 

Gitme zamanı, dedin.
Atını eyerledin.
Gök çağrısını aldın ya, durmadın gayrı.

Biliriz Gök’e olan tutkunu.

Tinini Tanrı dağlarında dinlendirme düşünü biliriz.

Orada, seni bekleyecek olanlara eşlik edeceksin.

Kutla geldin ey Koca Türk!
Kutla gideceksin.

Bozkurt ulumaları ile yolcu ediyoruz seni.

Biliyorsun her zaman özleyeceğiz, seni, sesini, gölgeni!

 

Esenliğe durun dağlar.

Diz vurun, baş kesin bozkurtlar!

Biz bozkurt daha Gökselleşiyor!

Bir bozkurt daha Gökle birleşiyor!



16.11.2016
2590






Benzer Konular

  • TÜRK-ORDU-TSK

    Amaç slogan atmak ve olmayana inanmaksa, hemen başarırsınız bunu. Çok seveniniz, çok alkışlayanınız olur.  Aslında bunu mevcut erke bağlı olarak[...]

  • MUHSİN YAZICIOĞLU NEDEN ÖLDÜRÜLMÜŞ OLABİLİR?

    Bu rezil acundan göçüp gitmiş, gerçek acuna ulaşmış kişiler için, siyasi düşüncesi, geçmiş yaşantısı, yaşadıkları, yaptıkları ne olursa olsun;[...]

  • Neden?

    Bunca saldırının, fitnenin, dedikodunun, birbirini yemenin, kendi değerlerine saldırmanın gerekçesini anlamakta zorlanıyor çok kişi. Genelde dillerde[...]

  • An Lu-Shan (Onluk) Başkaldırısı

        Uygurlar, Doğu Göktürk Kağanlığı ile sürekli kavga durumundaydı.      742 yılında Uygur egemeni Kutluk Bilge Kağan,[...]

  • Rahmetli Çetin Vural’a Yır’ımdır!

      Bir kaç gün geçti. Duygularım ancak oturdu yerine. … ve kabulüm yerini buldu ancak! Düğüm düğüm boğazımda söylemek istediklerim… Elim[...]

  • VARVAR ALİ PAŞA

    Sultan İbrahim zamanı... Tarihlere Deli İbrahim diye geçen zat... Padişah gemi azıya almış. Sefahatin zirvesinde. Öyle ki en büyük tutkusu hatun,[...]

  • CENGİZ ALDEMİR’İN ARDINDAN…

                                       [...]

  • MOĞOLLAR VE TATARLARIN BİRBİRLERİ OLAN İLGİSİ NEDİR?

        Moğolların fetih ve egemenlik yöntemi tartışılmayacak kadar basit ve ilkeldi. Cengiz Han, kalabalık ordusu ile bir kente[...]

  • AKINCI OCAĞI NASIL SÖNDÜ?

    Padişah III. Mehmet zamanı...   Serdar Koca Sinan Paşa Bükreş'e girmiş ardından Tergonişte'ye geçmiş... Sonra tekrar Bükreş'e gelip orada on[...]

  • ATSIZ’IN ROMANLARI ASLINDA NEYDİ?

     Elbette kutlu bilgenin romanlarını yorumlamanın, onun ulaşılmaz düşlerini romanlarından yola çıkarak anlatmanın zorluğunun farkındayım.  [...]

  • NECDET SEVİNÇ

    Efsane kişileri yazmak zordur. Özel bir yazı kolaylığı geliştirilememiştir onlar için. Keşke ben yapabilseydim!   Durup dururken destan[...]

  • KÜR ŞAD HAKKINDA

    Nihal Atsız Hoca’nın Türk Milleti’ne kazandırdığı, tanıttığı, unutulmaz kıldığı bir isimdir. Bugün pek çok çocuğun, gencin, büyüğün ad ya da unvan[...]

  • HUN HAKANI HUVEİ HAN’IN ÇİN ELÇİSİNE VERDİĞİ CEZA!

      Henüz düşülmemiş tarihler MÖ 114 yılını işaret ediyordu. Ulu Hun Hakanı İçisiye Tanhu uçmağa varmış, yerine oğlu Huvei Tanhu oturmuştu, altın[...]

  • BAGATIR KULİ ÇUR

                    Not: Adını bilmediğimiz Türk kahramanlarının anısına, yiğit Suat Ezirmik ağabeyime[...]

  • İstanbul Türk olana dek kaç kez kuşatıldı?

              Ah İstanbul ah! Değerini bilemediğimiz, tüketmek için asırlardır çabaladığımız güzel kent. Biz, bizim olduğun[...]

  • TARİH VE BİLGİ...

                          Zamanım çok kısıtlı. Yapmak dilediklerimi, yapabilmek için[...]

  • DUBAİ

                                 Zaman zaman yaptığım gezilerimden birinde,[...]

  • "AHMET ALKANAT” HAKKIN RAHMETİNE KAVUŞTU

        Ahmet Alkanat, Süleyman Yüce, Ahmet Haldun Terzioğlu              SINIFTA ÜÇ ÜLKÜCÜYDÜK... [...]

  • “ŞEHİT ÜSTEĞMEN, İZZETTİN POLAT”

                            Size hüzünlü, gerçek bir hikâye anlatacağım! [...]

  • DOSTUM, İYİ İNSAN, “NECDET KURU”

                                             [...]

Yorum Yap

İsim: E-Posta: Mesajınız: