SOSYAL AĞLAR

DUBAİ

 
 
 DUBAİ
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   Zaman zaman yaptığım gezilerimden birinde, yolum Dubai'ye düştü.

Basında büyük reklamı yapılan, değişen, ticaretin ve turizmin cenneti olarak tanımlanan, adı değişimle birlikte alınan bir kent... Birleşik Arap Emirliklerine bağlı bir emirlik. Eskiden sıradan bir balıkçı kenti iken 1990 sonrası gelişmiş ve bu hale gelmiş.

Söylenen o ki İngilizler, Hongkong ellerinden çıkacak diye, buraya el atıp bir finans ve bankalar merkezi yapmışlar. İngilizler, Dubai'nin bu hale gelmesinde asıl faktör... Buna bağlı olarak da yüksek binaların çoğunun finans merkezi olması kaçınılmaz.

Peki bu yapıya Arapların katkısı...

Hazır yemek ve öylece bakıp gelişmeleri izlemek dışında bir de paraları...

 

Milliyetçiliğimiz başka milletlerden nefret etmeye ve onları aşağılamaya izin vermeyecek yücelikte olduğundan, söylemem gerekenlerin bir kısmını ağu deyip yutmayı seçeceğim elbette. Gözlemlemeyi ve bunları okuyacak kişilere aktarmayı seven biri olduğumdan, gördüklerime kuşbakışı bakmayı ve fazlaca yoruma gitmemeyi seçeceğim.

Önce soralım, Dubai mutlaka görülmesi gereken bir yer mi?

Cevap: Hayır!

Orayı görmek, insana bir şeyler katıyor mu?

Cevap: Hayır!

Bir kere gördükten sonra bir daha gidip görmeye gerek var mı?

Cevap: İşiniz yoksa hayır!

 

Anlatalım!

 

Burayı yönetenler Gök'e hasret desem... Değil... O halde nedendir bunca yüksek, daha yüksek, daha yüksek ve en sonunda "Burç El Halife” adı verilen en yüksek binayı yapmanın amacı? Tam analayamadım ama bir çeşit komleksi yenme çabası olabilir. Hem, bunca yüksek binayı göstermeyecek de ne gösterecek ki elin adamı? Sahi insan işi olmadıktan sonra oraya neden gider?

 

Bu arada hemen yazalım. Çok çok çok zengin olmadan ancak uzaktan görebildiğimiz Burç El Arap otelinin ve ne olduklarını ancak uçaktan aşağıya bakınca analdığım Palmiye Adası'nın tam olarak anlamını ve tanımını yapamayacağım.

 

Buranın yerlisi, yani Duai emirliğine bağlı Arap sayısı halen nüfusun üçte biri anca eder sanırım. Bu hazır yiyici, beceriksiz, işsiz, güçsüz ve eğitimsiz insanlar, Dubai'de kendilerince bir üstün sınıf yaratıp, zavallı durumdaki, aç, sefil, işsiz, güçsüz Uzak Doğulu zavallıları köle gibi kullanmaktan geri durmuyorlar. Dubai'nin bütün yükünü Nepalli, Bangladeşli, Pakisitanlı, Hindistanlı, Malezyalı vs. küçük zavallı insanlar çekiyor. Aldıkları ücret de çok komik 100-150 dolar. Adamlarla sohbet ettim. Ülkelerinde zaten aç olduklarını, buraya mecbur olduklarını, yirmi kişi küçük bir odada kalıp evlerine para göderdiklerini söylediler.

Burada vatandaşlık almak imkansız. Yani Dubai vatandaşı olmak için hem andan hem de babadan Dubaili olmak şart. Yani çalışmaya gelenler ömür boyu çalışsalar bile şartları değişmeyecek.

Elbette Avrupalılar ve Türkler farklı.

Bizimkiler de genelde iş yapmak için orada oldukları için...

Dubaililerin Türklere tavrı da farklı. Yani burada göğsünüzü gere gere (Her yerde olduğu gibi) Türk'üm, diye hava basabilirsiniz. Türkiye'den çok sayıda atursit gelmesi de ayrı bir üstünlüğümüz... İş merkezlerinde, iş yapan, çok iyi yetişmiş Türkler süper ücret ve imkanlarla çalışıyorlar. Hepsi villalarda yaşıyor, altlarından son model çok lüks arabalar, hizmetçileri... Aldıkları maaş da süper... Ayrıca inşaat yapanTürk firmaları da çok iyi maaş veriyor...

 

Dubai'de alışveriş bir çılgınlık.

Turist olarak gelenlere önce yüksek binaları ve havuzları falan gösteriyorlar. Çölde safari falan... Zaten o klasik Arap düşü... Hemen ardından devasa, devasa alışveriş merkezleri... Biri bitip bir başlıyor. Öylesine büyük ki, diyelim ki Ankara'da Ankamall (Mall) var ya en büyük... Dubai de onun elli yüz katı büyüklükte, belki de daha da fazla... Dünyanın en büyük markaları... Ülkede vergi olmadığı için mallarını diğer ülkerele ve Türkiye'ye göre daha ucuza satıyorlar. (Bana yine de pahalı geldi. Hiçbir şey almadan geri dönen çok az sayıdaki Türk'ten biri olsam gerek)

 

Taksiciler bir alem.

Hepsi yabancı ama bir garip adamlar.

Taksi sistemini işletenler, asıl sahipleri Dubai şeyhlerinin hanımlarıymış. Onlar adına taksi işletenler büyük sınavlardan geçiyor. Adamların her yeri bilmeleri şart ve hayret verici. En iyi yabancı mesleğiymiş ve ücreti de çok iyiymiş (1000 dolar civarında) O nedenle olsa gerek müşteri alırken nazlanıyorlar. Bahşiş vermeyence de kızıyorlar.

 

Kenti bir uçtan bir uca aşan Metro'yu Japonlar iki yılda yapmış. Vagonların tipi de Japon işi. Tutacak yer yok.

İlk vagonu ayırmışlar "GOLD” yapmışlar. Dört katı para verince daha rahat ve lüks seyahat mümkün. Hemen bir sonraki vagon kadınlara, yalnız kadınlara. Ondan sonrakiler halka... Bu vagonlarda zaman zaman tek tük kadın oluyor. Onlar da ayırıma karşı çıkan Avrupalı kadınlar olsa gerek.

Her durakta eli sopalı, iri yarı göbekli, tulum giymiş (Askerin tılum giymesi çok ilginç) yerli Arap askerler. Galiba asker polis aynı bu memlekette. Polis de asker asker de asker. Ama hepsinin göbekli olması, çoğunun diyelim... Bunlar çok acaip aylık alıyorlarmış (10000-20000 dolardan söz ediliyor) Sosyal hakları da süper. Zaten Dubai'de memurlar hep Dubai yerlisi. Aylıklaır süper... Bu nedenle okumaya gerek görmeden yerliler lisede son veriyorlarmış eğitimlerine.

 

Sokaklarda kimse yok. Bu mevsimde fazla sıcak da değil diye yürüdüm bol bol sokaklarda. Zaman zaman tek ben vardım yürüyen. Elbette trafikte çoğu lüks cipler... Ha bire kornaya basan ....ler (Her kornada ülkemi hatırlıyorum. Yahu insan neden durmadan kornaya basar ki? İnsan...)

Nüfus az olunca trafik de sorun değil...

Belediye otobüsleri de çalışıyor ama ona genelde çalışmaya gelen zavallı Uzakdoğulular biniyor.

 

Bir ara maddi sıkıntıya girmişler ve "Ağabey” dedikleri Abu Dabi'den yardım istemişler.

Bunun asıl nedeninin, Burç El Halide adı verilen en yüksek bina olduğu söyleniyor. Galiba 13 km yüksekliği mi ne varmış. Aşağıdan bakınca sonu görünmez gibi. (Modaya uyup onun dibince bir resim çektirmeyi ihmal etmedik. Onu da paylaştık)

Hemen altında büyük havuzlar var ve bu havızlarda yarım saatte bir müzik eşliğinde suları dans ettiriyorlar. Özelikle geceleri muazzam oluyor. Genelde de son moda pop çalınıyor. Bazı yerli Arapların bu görüntüyü izlerken kendinden geçip bağırdığına tanık oldum.

 

İnşaatlar sürüyor. Sürecek gibi de görünüyor.

 

Alsfaltta yürürken hemen on metre sonrasında çöl olduğunu görmek, aslında buranın çöl olduğunu hatırlatıyor insana.

Çöle, kumun üzerine inşa edilmiş bir sahte cennet.

 

İngilizler desteklemiş, Avrupalılar geliştirmiş ve Araplar da prayı verip seyretmiş.

Hala seyrediyorlar.

 

Kılıklar acaip ve çeşitli.

En modern giysiliden, en kapalı ve peçeliye kadar...

Anlamadım bu çeşitliliği. Aklım da almadı.

Gecelerin ise bambaşa bir alem olduğunu söylediler. Ben genelde otelde oturup yazdığım için.

Gözlemliyorum. Bakıyorum. Sokaklarını geziyorum ve yazıyorum.

Üretmeden ticaret ve turizmle var olan zenginlik kusan bir küçük ülke...

 

Bu geziden anladığım o ki "Ticaret çok önemli”

 

Şimdilik bu kadar.

Sorusu olana cevap veririz.



10.02.2014
1591






Benzer Konular

Yorum Yap

İsim: E-Posta: Mesajınız: